17 Şubat 2015 Salı

-Eğer farklı bir yapıya sahipsen, daima insanlar tarafından yalnız bırakılmaya mahkumsundur…

-Kısa metraj bir film gibiydi seninle hikayemiz. Atsak atılmaz; satsak satılmaz garip bir durumdu…


-Gönlünde ırgat gibi çalışabilirim; seni sevip seninle bir ömür boyu çalışabilirim dedim. Ben işçi sevmem dedi !


-En az benim ki kadar, annemin de ahı tutar sana. 
Burnumdan getirdiğin süt, onun sonuçta!



-Gölgene bak, beni anlamak istiyorsan; 
O kadar yakın, ama sana asla dokunamayan.



-Mesela gözlerinde bir şey var açıklayamıyorum onu.
Sanki aynı kareye sığdırılmış topyekün, 
yeryüzü ve gökyüzü!



-“Yüzünü avuçlarımın arasına alabilmek. 
Bilirsin, bu öyle sıradan bir eylem değil.”



-Pişman değilim, kırgınım biraz ama üzülmüyorum. Çünkü gittiğinde yeni bir şey öğrendim: artık her seviyorum diyene inanmıyorum.


Hani çok su verince ölürmüş ya çiçekler. 
Birisinide çok sevince gidiyormuş meğer.



-'' Açık çay içerdi hep. 
Demli olunca bardağın diğer tarafından beni görmezmiş. 
Öyle derdi.. ''



-Sesinde ne var biliyor musun? Ev dağınıklığı… 
İki de bir elini başına götürüp, 
rüzgarda dağılan yalnızlığını düzeltiyorsun.



-Hayat benimse eğer kimse karışamaz ve biliyorum ki herkesle dost olunmaz. Aşka gelince bir kere sevdim işte, bir daha işim olmaz.




-O Beni Herhalde Sevmiş! Oysa Ben Onu Her Halde Sevmiştim. Unutsun beni demişsin, bu bana imkansız geliyor. Çünkü unutmam için önce seni hatırlamam gerekiyor.


 -Çok yoruldum sevgili; daha fazla yorma beni. Ben fazlasıyla ödedim zaten, uğrunda kaybettiklerimin bedelini. Düşenin dostu olmaz’ derler kimileri. Sanki ayakta olanın dostu çokmuş gibi.


 -Aslında ayrılıklar değilde, Gidenin sevmediği halde ‘ Seviyorum ‘ demesi en çok koyuyor insana. 


-Cevap veriyorum Zamanla herşey geçer diyen akıllılara; “Geçen tek şey zamandır anlayan, anlatsın anlamayanlara. Keşke şöyle yapsaydım belki severdi deme. O senin için ne yaptı da sevdin sanki ? Akıl işi değil, gönül sevdimi gerisi bahane. 


 -Senin çelme taktığın yerden başlıyorum hayata.. Varsın yara içinde kalsın dizlerim, Yüreğim kadar acımaz nasıl olsa. Biliyorum Sana Giden Yollar Kapalı. 


-Bazen öyle yorar ki aşk insanı, bıktırır hayattan.. Ve kapayınca gözlerini birdaha açmak istemez insan. 


 -Madem sevmiyorsun o zaman sahip çık gözlerine ! Dönüp dolaşıp değmesinler gözlerime.



-Ben atımı böyle dört nala sürüyorum ya, Yetişmek için mi, Bilmem, Kaçmak için mi? Ya sen? Neden sende tehlike anlarına bunca hazırlıksız olma özeni? Bir şey var, Ancak makilerin orda söyleyebilirim, Keşke yalnız bunun için sevseydim seni…

-Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler. Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin.

-Kimse benimle oynamıyor diye ağlayan çocuk ! Sen büyü hele, Bak ne oyunlar oynayacaklar seninle.


-Hayatta gözyaşlarımı hakedecek bir insan görmedim. Ya benim gözyaşlarm gereksiz,Yada uğruna gözyaşı döktüğüm insanlar değersiz.

-Acı çektikçe insan olgunlaşırmış.. yalan be ! İlk önce kalbin kırlır, sonra çürümeye başlarsın.
-Küçükken aldığım dışı güzel, İçi hep çürük çıkan elmalı şekerler gibisin. Aranızdaki tek fark; O elmalı, Sen ise el’malı.

-Üzülme değmez sözünü duymaktan sıkıldım. Değmeyenlere zaten üzülmem. Üzüldüğüm şey; Değmeyenlere… yüreğimin değmiş olması.

-Neden yorgunsun sorusuna cevap aramaktan, ‘Ve bunu sormasınlar diye gülümsemekten yoruldum.


-Özlem kapıda yine, zarf zarf akıyor kapımın altından,gülümsemen bırakmıyor gözlerimi,üzerimde olacakların rehaveti,nasıl oldu…? bilmiyorum… bilen var m