6 Mart 2015 Cuma

BEN SANA MECBURUM

Ben sana mecburum bilemezsin 
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
 
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
 
Ben sana mecburum bilemezsin
 
İçimi seninle ısıtıyorum
 

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
 
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
 
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
 
Sokak lambaları birden yanıyor
 
Kaldırımlarda yağmur kokusu
 
Ben sana mecburum sen yoksun
 

Sevmek kimi zaman rezilce korkudur
 
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
 
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
 
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
 
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
 
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
 
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
 

Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor
 
Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor
 
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
 
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
 
Haftalar ellerimde ufalanıyor
 
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
 
Ben sana mecburum sen yoksun
 

Belki Haziranda mavi benekli çocuksun
 
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
 
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
 
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
 
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
 
Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
 
Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor
 

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
 
Bu kurtlar sofrasında belki zor
 
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
 
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
 
Sus deyip adınla başlıyorum
 
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
 
Hayır başka türlü olmayacak
 
Ben sana mecburum bilemezsin..


 ATTİLA İLHAN